Algı Nedir?

imagesİnsan şüphesiz en karmaşık düşünce ve davranış yapısına sahip varlıktır.  Bu yüzden bazı duygu ve düşüncelerinin psikolojik ve bilişsel olarak tanımlamıştır. Bunlardan biri de Algı’dır. Algı Psikoloji ve bilişsel bilimlerde duygusal bilginin alınması, yorumlanması, seçilmesi ve düzenlenmesidir. Algı duyu organlarının fiziksel uyarılmasıyla sinir sistemindeki sinyallerde oluşur. Buna örnek verecek olursak; görme algısı gözün retinasına düşen ışıkla, duymanın kulağa gelen ses ile oluştuğunu verebiliriz. Bu yüzden algı alınan sinyalleri sadece pasif bir şekilde alınması anlamına gelmez. Bunlar; öğrenme, dikkat, hafıza ve beklenti şeklinde sıralanabilir. Algı, bu “yukarıdan aşağıya etkileri” kapsadığı gibi duyusal girdinin “aşağıdan yukarıya” işlenmesini de içerir. “Aşağıdan yukarıya işlemler”, basitçe, düşük seviye bilgi kullanılarak daha yüksek seviyede bilginin (örneğin şekiller ile nesne tanımada) oluşturulmasıdır. Yukarıdan aşağıya işlemler ile kastedilen, kişinin kavram ve beklentilerinin algıyı etkilemesidir. Algılama, sinir sisteminin kompleks işlemlerine dayanır, ancak bilinçsel farkındalığın dışında gerçekleştiği için çoğu zaman kişilere zahmetsizce gerçekleşir gibi gelir.

Deneysel psikolojide, 19 yy. sonlarında yükselişi psikolojinin algı anlayış, çeşit ve teknikleri birleştirilerek ilerledi. Bunu şu şekilde aktarabiliriz. Psikofizik, fiziksel nitelikleri değişen girdinin algı üzerini ölçerken, Duygusal nörobilim ise algının arka plandaki beyin mekanizmalarını incelemektedir. Algı sistemleri genellikle hesaplamalı olarak incelenir. Felsefe algıyı; ses, koku gibi duyusal niteliklerin ne dereceye kadar algılayanın zihni yerine nesnel gerçeklikte var oldukları üzerinde durmaktadır. Burada duyular geleneksel şekilde pasif alıcılar olarak düşünülürken, yanılsama ve illüzyon üzerindeki çalışmalar ise beynin algısal sistemlerinin aktif ve bilinç düzeyine çıkmadan girdilerinden duyu oluşturmaya çalıştığını göstermiştir. Halen, algının ne derece aktif bir hipotez test sürecinde kullanılabilir olduğu veya gerçekçi duyusal bilginin elde edilebilmesinin bu süreci gereksiz kılıp kılmayacağı tartışma konusudur.

Beynin algısal sistemleri, insanların çevrelerindeki dünyayı, duyusal bilgileri eksik ya da değişken olsa bile, kararlı görmesini sağlıyor. İnsan ve hayvan beyinleri farklı bölgeleri farklı duyu bilgilerini işleyecek şekilde kısımlı bir yapıya sahiptir. Bu kısımlardan bazıları duyusal harita şeklini alır. Bu farklı kısımlar birbirleriyle bağlantılıdır ve birbirlerinden etkilenir. Örneğin, tatma duyusu kokudan güçlü bir şekilde etkilenir.

Yazar: Mehmet Parlak