Zulme Karşı Sessiz Durma…

Zulmün kol gezdiği dünyada, özellikle Filistin’de, Ortadoğu’da, Asya’da, Afrika’da diğer kıtalarda, dünyanın çok yerinde, hatta yanı başımızda, hele hele yaşamımızda, kısaca her yerdeki, zalim ve zulme karşı sessiz duramazsın. Zulme karşı duruşun veya safını belirlemek bile bir başlangıçtır.

İnsanın, düşünce, inanç, kabullenim ve yargılarından ve bunları AÇIKLAMASINDAN, DAVETİNDEN ya da SAVUNMASINDAN dolayı yasaklanması ya da CEZALANDIRILMASI asla kabul edilemez bir zulümdür.

Adı rengi, dili, dini, ırkı, cinsi ne olursa olsun, müslüman ya da başka birisi olması halinde de değişmez bir insanlık ayıbıdır. Bu nedenle ötelenmesi, ötekileştirilmesi veya cezalandırılması, hele hele idamına karar verilmesi ya da öldürülmesi kim olursa olsun,TÜM İNSANLIĞA yapılmış gibi tepki almalıdır.

Zulme uğrayan bir DAVA ADAMI ise, sevdiklerini her ne ise, Güzel ve Hak bir davaya verebiliyor ve bu yolda karşılaşacağı yoksulluk, darlık, sıkıntı ve SARSINTI karşısında hala DAVASINDA daim ise, O muzaffer olmuştur. O her alemde de en bahtiyardır.

YA SEN! Ya, sessiz kalanlar!

Zulüm, insanın var ediliş amacından, ahsenu amelden, yaşama hakkından ve konumundan kendi veya başkası tarafından her ne şekil ve şartta ve yöntemde olursa olsun mahrum bırakılmasıdır.

Yaratılmış Kainat Kitabındaki veya Yazılı Kitap Kuranı Kerimdeki ayetlerin anlattığıEVRENSEL İLKELERE aykırı olan, nerde, nasıl ve kendi dahil kime karşı yapılırsa yapılsın, ZULÜMDÜR. Bu süreç ise, zulümattır, karanlıktır, çıkmazlardır. Bunu yaptığı ölçüde de zulümle, zalimlikle ilişkilenmektedir. 28/16, 2/54, 30/29  vb.

 

Zulüm, bütün aleme, dolayısıyla da her insanın hukukunu da saldırıdır. Bu nedenle zulme rıza da zulümdür. Zulüm sadece yapanla veya yapıldığı yerle sınırlı kalmayan ve tüm alemi etkileyen ağır bir vahşettir.

ZULÜM her alemde karşılıksız kalmamaktadır. Zalim de zulmünün acısını dünyada tatsa da ahirde ebediyetle de olsa her dünyada görmektedir.
Ancak zülme ses çıkarmayanlar HAK uğrunda var gücüyle çalışmayanlar da her olayda olduğu gibi zalimlerle sınırlı kalmayan azapla fitneyle karşılaşmaktadır. 8/25 

Bu nedenle, öncelikle insanın zulümden uzak durup, kendi dahil tüm insanlığa, hayvan, bitki ve eşyaya karşı adalet üzere olup, her birinin hakkına, var oluş amacına, konumuna uygun davranması esastır.  
Bu arada, Zulmü def ederken, zalimleşmek veya zulüm yapmak da zulümdür. 42/41-42 vb.

Kan, kanla temizlenemez.

Kin, nefret kusarak hiç bir sorun çözülemez.

Aksi halde, kaş yapayım derken göz çıkarma zulmüne düşülmektedir.

Haklı olma duygusu, haksızlık ve zulüm yapma hakkını asla vermez. 42/41-42 vb.

Geçici ve adil olmayan çözümler, kabaran hisleri yatıştırırken daha derin yaralara sebep olmaktadır.

Bu nedenle, Yaratılan Kainat Kitabını ve Yazılan Kitabın anlatmak istediklerini dikkate alarak, Rabbilalemine, ilkelerine bağlı kalıp,  kalıcı ve devamlı olan ve hak ve güzel olanı, adaleti esas almalıdır.

Yasaklar veya baskıyla hiçbir şey def edilemez.

Zorbalık, dayatma, geçici sonuçlar alsa da, kalıcı olarak değişimi gerçekleştiremez.

Zira, insan ancak İKNA ile kalıcı olarak değişebilir.

Ancak, tek ölçüsü daha fazla PARA, diğer bir deyimle KESRET, Ben’lik olandan, İNSANLIK için adım atması, AHSENU AMELLER den yana duruşu da beklenemez.

Bu Fravunlar, Zalimler ve zulüm ise, Dava insanlarınca, karanlığa ışık olup, örnek ve öncülük yapıp, toplumsal bilinci oluşturup, ulusal ve uluslararası vicdanları harekete geçirerek, yönetim hakkına sahip çıkarak, gösterilecek HANİF duruşla engellenebilir ve değiştirilebilir.

Özgürlüğün, barışın, mutluluğun ve her ahsenu amelin de her alemde cennetle karşılanan bir bedeli vardır.

Hak davası olana, AHSENU AMELDEN yana duranlara, HANİF olanlara, bu yolda ses verenlere, elini taşın altına koyanlara,